İnternette hiç bilgileri olmadığı için yok olup, gitmelerini istemedim. Onların da var olduğuna dair bir kanıt kalmasını istedim. Anneannem, Nermin Canıtez ve dedem Tahir Canıtez.
Anneannem yaşarken gördüğüm en iyi yürekli insan olabilirdi. Her şey için "Olsun kızım ne yapalım, o da öyle biri.", "olsun kızım ne yapalım olan olmuş" derdi hep.
Harika yemekler yapardı. En sevdiğim ve özlediğim yemekleri; meşhur sarması, mercimek çorbası, kurabiyesi (ki normalde kurabiye yemem), peynirli mantı (bazıları için peruhi) ve daha bir çoğu.
Anneannemin anlatmaktan en çok hoşlandığı hikayemiz;
Küçükken anneannem ile dedemden pedallı araba (böcek araba) istemişim. Sonra babaannemin evinin kapısının önünde karşılaşmışız bana bir şeyler söyleyip, gülüşmüşler. Ben de hem bana araba almıyorsunuz hem de gülüyorsunuz diyerek kızmışım. Anneannem bu anımızı hep gülerek anlatırdı.
Dedemi kaybedeli çok uzun zaman oldu ama hep bakımlı, hep güzel giyinen ve temiz bir adam olduğunu hatırlıyorum. evlerinde hep oturduğu bir koltuğu vardı. Ne zaman gitsem orada oturmuş bizi bekliyor olduğunu bilirdim. Dedemi kaybedince o koltuğun boş olduğunu görmek beni hep üzmüştü. Hatta hala içim burkulur.
Dedem ile ilgili hatırladığım anım;
Yeni araba kullanmayı öğrenmiştim. Hangi sebeple olduğunu hatırlamasam da araba çamura saplanmıştı ve dedem yine takım elbisesi ile bahçedeydi. Arabayı çamurdan çıkartmak için babam, dedemden yardım istedi. babamla dedem arabayı önden iteceklerdi ben de geri gitmesi için gaza basacaktım. Dedem ceketini çıkardı, yeleği ile benim önümden (sol ön tekerleğin önünden) arabayı itmeye başladı. Babamda sağ taraftan itiyordu. Gaza bastım araba gitmedi. Babam biraz daha fazla basmamı söyledi. Gaza birden yüklendiğimde, ön tekerleğin dönmesi ile altında kalan bütün çamur tam önümde gördüğüm dedeme sıçradı. Araba çıktı ama dedem baştan aşağı çamur içinde kaldı.
Son söz;
Ne yazık ki ikisi de artık aramızda değil ama en azından böyle büyük bir aşkın, bir arada olduğunu, buluştuklarını düşünmek tek tesellim.
Nurlar içinde yatın...